Terrot İnfinity 2-1

2 – 1 Hikaye, Bölüm

Zheng ve çaylaklar, panikle kiralıkları izlediler. Ne yapacaklarını bilmiyorlardı.
Buraya Modern, medeni bir dünyadan gelmişlerdi. İlk deneyimler ise bu fantastik soslu
rüyadayız diye düşünüyorlardı. Dürüst olmak gerekirse, Zheng zevk bile alıyordu.

Gerçek dünya da sıkıcı bir hayatta hayatında bazı şeylerin değişmesine ihtiyaç duyuyordu.
Bir gecelik ilişkiler, bar kavgaları, ya da uyuşturucu bile bunlar gerçek dünyanın parçası
idi. Bİr kez uyanınca, bu sıkıcı dünyaya geri dönecekti. Ama istediği bu değildi. Çok daha
heyecan verici şeyler istiyordu.

İlk kez bu dünyayı öğrendiğinde Zevk almıştı. Tüm dünyaları deneyimlemekle kalmayacak,
ayrıca puanlarla kendini geliştirebilecekti. Çokça Korku filmi izlemişti, İlk gördüğü bir kaç
dünya izlediği filmlerden çıkarsa, daha da güçlenecek ve asla ölmeyecekti. Bir kez güçlü
olup ta hiç bir şey onu öldüremeyince, canının istediği her dünyaya gidip orada yaşayabilecekti.
Ve oradan canı sıkılırsa da gerçek dünyaya dönecekti.

Zheng’in hayalleri böyle idi. Ta ki o İkisinin patlama sesleri gelene dek. Hayalleri bir anda
tuzla buz oldu. Cennet diye bir şey yoktu. Burası Cehennem çukuruydu. Tanrının gözünde
ufak bir haşerattan başka bir şey değildi. İnsan hayatı patlama ile bir düzeyde idi. Ölmekte…
istemiyordu.

Karakterler patlamaları fark etmediler.2 kişinin eksildiğini bile fark etmediler. Merdivenlerin
sonuna geldiklerinde, kiralığın biri “Durum. Kızıl Kraliçe üstümüzden her şeyi kilitledi.
Burada olduğumuzu biliyor.” dedi

“Kızıl Kraliçe de kim?” Diye sordu Alice Bire merakla.

“Gelişmiş yapay zekâya böyle diyoruz. Kovanı Kontrol eden bilgisayardır.”

Herkes Merdivenlerin sonuna gelmişti. Jie geriye dönüp, nefes nefese kalan insanlara
gülümseyerek baktı.

“Devam edin ahali. Şanslı iseniz bundan sağ çıkarsınız. Dürüst olacağım, şans sizin
yanınızda. Bu filmin zorluğu en basit düzeyde. Çok az sayıda filmi böyle silahlarla
çözebilirsiniz. Bir kez bu filmden kurtulun, kendinizi geliştireceğiniz 1000 puanınız
olacak.”

Grup ilerledikçe, Yanlarda laboratuvarlar belirmeye başladı. Buralar sırf su ile
doldurulmuştu. Araştırmacıların cesetleri içeride yüzüyordu. Zheng bu cesetlerin
de virüslendiğini biliyordu. Bir kez Merkez Bilgisayarı tekrar başlatılınca,
her türlü zincirlerinden boşanacaklardı.

“Yavaşlatır bizi bu. Kraliçeye giden yolumuz bu laboratuvarların içinden geçiyor.” dedi kiralık askerin biri.

“Rain, JD, su basması ne kadar kötü kontrol edin” Emretti bir. “Kaplan, Jie, bize başka
bir yol bulun.”

Jie, Zheng’in grubuna el sallayarak ortalıktan kayboldu.

Dördü gittiğinde, Spence “Burda ne oldu?” diye sordu.

Bir herkese şöyle bir bakarak “5 saat önce; Kızıl Kraliçe ölümcül olup, Kozayı
kapadı ve aşağıdaki herkesi öldürdü. Bunu fark ettiğimizde, takımım onu
kapatmak için görev aldı.”

Ana karakterler şaşkın gözüküyordu.” Niye bunu yapsın ki?” Dedi Alice.

“Bilmiyoruz. Dışarıdan müdahale gibi gözüküyor.” Bir başını sallayarak.

Bir konuşurken bir Cisim Mattın yanındaki deney alanının camında belirdi. Yakından
bakıp, yüzen bir ceset olduğunu görerek geriye sıçradı.

Zheng’in grubu dahil herkes şaşırmıştı. Laboratuvara bakarak cansız kadın cesedine
baktılar. Karakterler hemen kendine geldi, ama Zhengin grubu korkmuş ve titriyordu.
Belki de Sinema da hissedilmiyordu bu ama bunu yaşayınca, hele cesedin zombi olduğunu da bilince Korku hissi hayal edilemeyecek noktalardaydı.

Zheng’in aklı durmuştu. Sonra bir el omzunu tuttu. O anda en ufak ses herkesi
korkutmaya yeterdi. Etrafına bakmadan anında geriye doğru bir kaç adım sıçradı.
Gözlüklü kız orda durmuş gülüyordu.

“Hey! Neden kendimizi tanıtmıyoruz? Madem herkesin hayatı aynı noktada.”

3 adam hemfikirdi. Gözlüklü kız ” adım Zhan Lan(lan),erkek ismi gibi kulağa
geliyor değil mi? Bir yazarım. Buraya gelmeden önce, sürekli ilham eksikliğinden
yakınırdım. Azıcık bir bilgi ile sınırsız ilhamın olduğu bir dünyaya geldim.
Her halde cezamı çekiyorum. Aha!” dedi.

Zheng dostça bir gülümseme ile dönüp “Zheng Zha. Yöneticiyim. Şey, buraya gelmeden
önce Dünya çok sıkıcı ve biraz heyecan istiyordum… Sanırım bu yer bana biraz
fazla geldi.”

Lan gülümseyip elini sıkarak “Aynen bende bunu düşünüyordum!”

Orta yaşlı adam onlarla gülerek “Mou Gang(mou),kamyon şöförüyüm. Buraya gelmeden
önce karımdan çok paragöz olduğundan ve oğlumun beklentilerimiz harici yaşadığından
şikayet ederdim. EVET’e arkadaşımla online oyun oynarken tıkladım ve burdayım.”

Son olarak ergende “Li Xiayi (Xiaoyi), liseliyim. Eh her şeyden şikayet ederdim,
ama burası bana fazla kötü gözükmedi. Yaşadığım sürece, süper bir insana dönüşeceğim.
Jie’nin dediklerine göre geriye dönmeyi başarabilirsek güçlerimizi koruyabilecekmişiz.
Okulda dayak yemekten bıktım. Geri dönersem piçlere hadlerini bildireceğim.”

Oğlanın yüzünde vahşi bir ifade belirdi.3 yetişkin birbirlerine baktılar. Oğlanın okulda
sürekli şekilde şiddet gördüğünü ve gerçeklikteki umutlarının kırıldığını anladılar.
Görünüşe göre burada bulunan herkes gerçeklikte bir şekil umutlarını kaybetmişlerdi.

Jie ve Kaplan geri döndüler. Lan’ı geçerken, kızın omuzuna güçlü şekilde tıkladı. Lan bir
çığlık koyuverdi, Jie deli gibi gülen Bir’in yanına gitti.

“Efendim, başka bir yol buldum, ama zaman kaybederiz. Geri döneriz, yemek salonunun oradan B koridoruna gider, sonra da doğru yola saparız.” dedi Kaplan. Bu arada, diğer 2 Kiralıkta geri dönmüşlerdi.” Efendim, imkansız. Tüm katı su basmış.”

Bir “Tamam, belirtilen zamanın gerisindeyiz. Harekete geçelim.”

Zheng’in grubu onları istemeyerek te olsa izledi. Şansına ki kiralıklar gene koşmaya
başlamamışlardı. Sonuna, metal bir kapının önünde durdurlar. Kapıyı bilgisayarla açtılar
ve dikkatle silahlarını tutarak yürümeye başladılar.

Burada onlarca metal kutu vardı. Filmi izleyen herkes bilirdi ki, bu kutuların içinde
avcılar vardı. Bir kez Ana bilgisayar kapatıldı mı, zombilerden 100 kez daha tehlikeli
olacaklardı.

Kiralık askerin biri bilgisayarına bakıp “B yemek salonu. Haritada öyle diyor.”

Bir onunsa yürürken bu arada Matt’in “kim bilir belki şirket bir kaç
sır saklıyordur.” sesi kulakları doldurdu.

Bir cevap vermeden Matt’e baktı.” JD, Rain ve Jie mahkumu buraya getirin ve çıkışı
güvenliğe alın.”

Bu arada Kiralıklardan biri “Efendim, halon seviyesi bu odada yok. Sanırım
sistem arızalanmış.” Üçü başıyla onayladı, ama Jie pis pis bakıp bir sigara çıkardı. Buradan
kurtulan olmadığını biliyordu, birazda fazla zombi vardı.

Lan aniden Jie’nin yanına gitti ve Alçak bir tonla konuşmaya başladı.
“Bir şey bilmek istiyorum. Filmin konusunu değiştirebilir miyiz?”

Jin başıyla onayladı,” Devam et, ne sormak istiyorsun?”

Gülerek “Burayı uçuramaz mıyız? Odada ki tüm avcıları öldürürsek, yani bir
kaç bin puanımız olur.”

Jin onunla birlikte güldü,” Haklısın, bir kaç bin puan için burayı bombalayalım.
2 sorum olacak. İlki sence onlar buna izin verir mi?” kiralıkları gösterdi.

“Bunların ne olduğunu bilmiyorlar, ve merkez bilgisayarı kapanınca ne olacağını da
bilmiyorlar. Garip bir şeyler yaptığımızı görürlerse, ilk iş bizi vururlar. Ki
böylece Avcılar gereğinden önce serbest kalır. Tanrı konuyu değiştirmenize öyle
kolay izin vermez, işin zorluk derecesi birden yükselir ve kazalara yol açar. Kaptın?”

“2. sorum ise, korku filmlerinde durumdan kurtulmak için neye güvenirsin?”

Lan şöyle bir duraladı, kafasına dokundu ve cevapladı.” Güç? Yo, şans? Pek güvenilmez…
Herhalde tüm konuyu bilmek?”

Terror İnfinity 1-2                                                                       Devam edecek…>